Adıyaman

Posted by Seobilgi

Adıyaman, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin batı ucunda yer alır. Burası aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika’dan gelen ana yolların kesiştiği bir bölgedir. Arazi yapısı engebeli olarak kuzeyden güneye doğru alçalır. Fırat Nehri ile birlikte irili ufaklı pek çok akarsu ili boydan boya kuşatır. İl topraklarının Fırat nehri ile sınır oluşturan büyük bir bölümü Atatürk Barajı’nın suları altında kalmıştırr. 7. yüzyılda Emevi komutanlarından Mansur İbn-i Cavene, Bizans saldırılarına karşı korunmak amacıyla Adıyaman’ın merkezinde bir kale yaptırmıştı. Kent, bu tarihten Osmanlı İmparatorluğu döneminin sonuna kadar Mansur’un Kalesi anlamına gelen Hısn-ı Mansur ismiyle anıldı. 1926 yılında ismi Adıyaman olarak değiştirildi. Tarih boyunca birçok uygarlığın yaşadığı bir coğrafyada bulunan Adıyaman zengin bir kültür mirasına sahiptir. Başta Nemrut Dağı Tapınağı olmak üzere Kommagene Krallığı’ndan günümüze kalan eserler Adıyaman
adıyla özdeşmiştir.

Ters Lale

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yetişen ve “Ağlayan Gelin” ya da “Hünkar Lalesi” gibi isimlerle de anılan Ters Lale (Fritillaria İmperialis) ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde açar. Ters lâlenin Adıyaman’ın
ilçelerinde yetişen bir başka türü de Adıyaman Lalesi (Fritillaria Persica)’dir. Nisan ayında çiçeklenen mavimsi mor renkli çiçekleri vardır. İki lale türünün de doğadan sökülerek ihracatı yasaktır; ihracat sadece üretim kanalıyla yapılabilmektedir.

Petrol yatakları
Adıyaman’da 1971 yılında petrol bulunmuştur. Bugün Türkiye’nin önemli petrol merkezlerinden biridir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Adıyaman
sınırları içindeki 14 üretim sahasında 156 petrol kuyusunu işletmektedir. Bölgedeki ham petrol üretimi özel sektöre ait işletmeler tarafından da
yürütülmektedir.

Adıyaman İklimi
Adıyaman’ı doğudan batıya doğru bölen Anti Toroslar’ın kuzeyinde kalan dağlık bölge ile güneyindeki bölgenin iklimi birbirinden farklıdır. Kuzeydeki dağlık bölge yazları kurak ve serin, kışları yağışlı ve soğuktur. Güney bölümü ise yazları kurak ve sıcak, kışları ise ılık ve yağışlıdır. Atatürk Barajı Gölü, bölgenin iklimini yumuşatmış ve nem oranını artırmıştır.

Atatürk Baraj Gölü
Fırat Nehri, tüm bölgenin olduğu gibi Adıyaman’ın da can damarıdır. Nehrin
Adıyaman il sınırları içindeki uzunluğu 180 km’dir. Adıyaman’da bulunan 9 dere ile çayların toplam uzunluğu ise 436 km.’dir. Atatürk Barajı’nın kurulmasıyla oluşan göl, ilin doğu sınırının neredeyse tamamını çevreler. Baraj gölü Adıyaman’ın iklimi kadar gündelik yaşamında da değişiklikler yaratmıştır. Şehrin ilçelerinden Kâhta bir tatil kasabası olma yolundadır. Su sporlarının yapılmaya başlandığı gölde her yıl yelken yarışları düzenlenmektedir.
Baraj gölünde yüzer ağ kafeslerde alabalık yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Eski Samsat ilçesinin Atatürk Barajı Gölü altında kalması sonucu ilçe
halkının büyük bir çoğunluğu il merkezine taşınmayı tercih etmiştir.
Bunun sonucunda, kentte 1990′dan itibaren modern konutlardan oluşan
yeni yerleşimler yapılmaya başlanmıştır.

Nemrut Dağı Milli Parkı
M.Ö. I. yüzyıldan 72 yılına kadar bölgede hüküm sürmüş Kommagene Krallığı’ndan günümüze kalan eserleri içinde bulunduran Milli Park, 13.850 hektarlık bir alanı kapsar. 1989 yılında milli park ilan edilmiştir; UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesindedir. Nemrut Dağı Tapınağı, Eski Kâhta Kalesi, Nymphaios Arsameiası ve Kommagene şehirlerinin desteği
ile Romalılar tarafından yaptırılan Cendere Köprüsü Milli Park’ta görülebilecek eserlerdir.

Tarım
Adıyaman’ın sanayi ve ticareti ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. Tarım ürünleri içinde buğday, arpa, nohut, mercimek, pamuk, tütün, fıstık ve üzüm önemli yer tutar.

Adıyaman’ın tarihi
Adıyaman, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Arkeolojik araştırmalar bölgede Eskitaş Çağı’ndan itibaren insanların yaşadığını göstermiştir. Gritille Höyük ve Samsat kalıntılarından, Adıyaman’ın Cilalıtaş, Bakırtaş ve Tunç Çağları’nda da yerleşim alanı olarak kullanıldığı
anlaşılmaktadır. Fırat Nehri ile Toroslar arasındaki bu bölge tarihi boyunca çok sayıda kavmin ve devletin egemenliği altında kaldı. Hitit Devleti’nin yıkılmasından sonra Adıyaman uzun bir süre Kummuh Krallığı’nın merkezi oldu. Bunu Asur, Med ve Pers egemenliği izledi. Büyük İskender’in Anadolu’ya gelişiyle birlikte bir süre Makedon egemenliğinde yaşadı. Adıyaman M.Ö. I. yüzyılda Selevkos hanedanının idaresi altındayken, eyalet yöneticisi Ptolemaios bağımsızlığını ilan ederek burada Kommagene Krallığı’nı kurdu. Kommagene Krallığı bölgeye damgasını vuran devlet oldu. 72 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanan Adıyaman, daha sonra Bizans egemenliği altında kaldı. VII. yüzyılda Müslüman Arapların eline geçti. Türkler Anadolu’ya geldikten sonra dört yüzyıl boyunca Türkler ve Araplar arasında el değiştiren kent 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Malatya’nın kazası olan Adıyaman 1954’te il ilan edildi. Adıyaman ve çevresi Kommagene Krallığı ve Roma Dönemi eserleriyle ünlüdür.

Kommagene Krallığı
Kommagene ülkesi, Fırat’ın batı kıyısındakurulmuştu. Bugünkü Adıyaman ilinin tümüile Kahramanmaraş ve Gaziantep’in birbölümünü kapsıyordu. Fırat nehrinin ikiönemli geçit yeri ve çevre yolların kavşaknoktaları buradaydı. Hanedan Pers ve Yunansoylarını barındırıyordu. Eski Yunanca birkelime olan Kommagene ismi de buradangeliyordu ve “genler topluluğu”anlamındaydı. Kommagene kralları Anadolu,İran ve Suriye geleneklerinin Hellenistikkültürle kaynaşmasını ve yeni bir sentezoluşmasını sağlamıştı. En önemlihükümdarları Ptolemaios, Samos, I.Mithradates ve I. Antiokhos’tur. Başkent olan Samosata, Kral Samos adına kurulmuştu.Kent günümüzde Samsat ilçesinin doğusunda,baraj gölü altında kalmış durumdadırr. Diğerönemli merkezler Arsameia ad Nymphaios ve Arsameia ad Euphrates’ti. Kommagenekralları tanrılarla eşit sayılıyordu. Krallığınekonomisi ticaret ve madenciliğe dayalıydı.Kral I. Antiokhos’un ölümünün ardından ülkeRoma hakimiyetine girdi ve yarı bağımsız birkrallık olarak bir süre daha varlığını sürdürdü.Kommagene hakkında bilinenlerin çoğu I.Antiokhos’un Nemrut Dağı tepesindeyaptırdığı anıt mezar ve çevresindeki kutsal alan sayesinde öğrenilmiştir.

Arsemeia Ad Euphrates (Gerger Kalesi)
Gerger, Oymaklı Köyü Kommagene Krallığı’nın doğu sınırındaki kale, Arsames tarafından kurulan ikinci merkezdir. Fırat vadisine hakim sarp kayalar üzerinde, Aşağı ve Yukarı Kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Yukarı kesimde yerel bir tanrıçaya adanan tapınak vardır.

Karakufl Tümülüsü
Kahta’nın 12 km kuzeyinde II. Mithradates tarafından MÖ 1. yüzyılın ikinci yarısında yaptırıldı. Annesi Isias, kız kardeşi Antiochia ve yeğeni Aka olmak üzere üç kadına aittir. Çevresinde yaklaşık 9 m yüksekliğinde 4 sütun bulunur. Kommagene Krallığı Anıt mezar “Karakuş” adını üzerinde bazalt kartal heykeli bulunan sütundan alır.

Eski Kâhta Kalesi (Yeni Kale)
Kâhta, Kocahisar Köyü Arsemeia’da bulunan yazıtta bu tepede surlar olduğundan bahsedilir. Günümüzde bu döneme ait kalıntı yoktur. Romalılar tarafından da kullanılan kaledeki kalıntıların çoğu İslami döneme aittir.

Nymphaios Arsameiası (Eski Kale)
Kâhta, Kocahisar Köyü Kommagene Krallığı’nın yazlık yönetim merkezi olan kalenin Arsames tarafından kurulduğu kabul edilir. Burası kutsal alan olarak da kullanılmıştır. Alanın güneyindeki tören yolunda steller ve kayaya oyulmuş bir yazıt vardır.

Nemrut Dağı Tapınağı
Nemrut Dağı’nın zirvesindeki tümülüs ve onu çevreleyen kutsal alanlarıyla birlikte Nemrut Dağı Tapınağı, Kommagene Krallığı’ndan günümüze kalan en görkemli eserdir. M.Ö. I. yüzyılda ülkesinin sınırlarını en geniş haline ulaştıran Kommagene Kralı I. Antiokhos sağlığında Nemrut Dağı’nın en yüksek noktasına kendisi için bir anıt mezar yaptırmıştı. Tümülüsün doğu ve batı teraslarında dizili olan büyük boyutlu Antiokhos ve tanrı heykelleri, kabartmalar ve yazıtlar Kommagene Krallığı’nda egemen olan doğu ve batı kültürlerinin kaynaşmasının gözalıcı bir örneğidir.

Yorum Yapın